Dursun Ali Erzincanlı Miraç ilahisi dinle
Online Kuran Dinle - Kur’an-ı Kerim Meâli oku
Mevlid Kandili 1996 - Mahmud Esad Cosan
Mevlid Kandili Prof. Dr. Mahmud Esad Cosan
Berat kandili cuma hutbesi
Berat kandili cuma hutbesi
Muhterem Müslümanlar!
Cenab-ı Hakk’ın kullarına maddî ikramları olduğu gibi manevî ihsanları da vardır. Bu ihsana eren kimseler büyük bir mazhariyete nail olurlar.
Rabbimizin bize olan maddî ve manevî lütufları İlâhî ikramları arasında mübarek geceler de vardır. Bunlara «Kandil geceleri» adı verilmektedir. Bu gecelerden biri de Berat gecesidir.
Berat kelimesi berâet’in kısaltılmışıdır. BERAT borçtan isnad edilen suçtan kurtulmak mânasına gelmektedir. Bundan başka berat devlet tarafından vazifelilere verilen ferman (tayin mucibi) ne; Ödenilen vergi karşılığında mükelleflere verilen makbuza da denilmekte-dir.
Cenab-ı Hak okuduğumuz âyet-i kerimelerde buyurmaktadır ki:
«Ha nüm. (Halâl ile haramı vesair hükümleri) açıkça bildiren (bu) kitaba yemin ederim ki hakikat biz onu mübarek bir gecede indirdik. Gerçek biz (onunla kâfirlerin uğrayacakları azabı) haber ve-ricileriz. (O bir gecedir ki) her hikmetli iş nezdimizden sâdır olan bir emirle o zaman aynlır» (3).
Kur’ân-ı Kerim berat gecesinde Levh-i Mahfuz’dan alınmış ve bir bütün hâlinde dünya göğüne indirilmeye başlanmıştır. Bu gece-nin mübarek oluşunun başlıca sebebi de bundadır.
Kur’ân-ı Azimüşşan inmezden önce insanoğlunun efkârını dalâ-let kalbini küfür bulutlan kaplamıştı insan mabud-ı hakikîyi bırakmış taşlara ağaçlara ve putlara tapmaya başlamıştı. Abdin ibadet ve itaat bağları kopmuş insan denilen varlık tefessüh edip kokmuştu.
Cinayet ve rezaletler sayılamayacak kadar çok yazılamayacak kadar bayağı idi.
işte bu duruma gelen yeryüzüne Kur’ân-ı Kerim’in inmesinin birinci kademesi Şâbân-ı Şerifin onbeşinci gecesine tesadüf ettiğinden dolayı bu gece müstesna bir değer taşımaktadır. Bu gece hürmetine birçok günahlar bağışlandığı için BERAT GECESi adını almıştır.
Ibn-i Mâce’nin Hazret-i Ali (r.a.) den rivayet ettiği bir hadîs-i şe-rifte buyrulmaktadır ki:
«Sabânın yan (onbeşinci) gecesi olduğu vakit gecesinde (ibadet için) kalkınız. Gündüzünde oruç tutunuz. Zira Allah-ü Teâlâ güneşin batışı üe (beraber) dünya semasına rahmetiyle tecelli eder de (şöyle) buyurur: BiR MAĞFİRET DİLEYEN YOK MU ONU BAĞIŞLAYAYIM!
bîr rızık isteyecek yok mu ona rızık vereyim; bir dertli YOK MU (istesin de) AFİYET VEREYİM! Bu (davet) tanyeri ağa-nncaya kadar devam eder».
Muhterem Müslümanlar!
Bu gecede beş büyük haslet vardır:
Birincisi: Hikmetli her iş bu gece tefrik ve vazife sahiplerine tev-zi olunur. Levh-i Mahfuz’daki İlâhî takdirler arasından o sene içinde cereyan edecek hadise ve şüunâtın istinsahına bu geceden itibaren başlanır ve Kadir gecesinde tamamlanır.
Erzakla ilgili nüsha Mikâil aleyhisselâma harb zelzele ve diğer felâketlerle ilgili nüsha Cebrail aleyhisselâma; kulların işleriyle ilgili nüsha Hazret-i Azrail’e verilir.
ikincisi: Bu gece yapılan ibadetin fazileti pek büyüktür. Hazret-i Âişe validemiz şöyle naklediyor: Bir gün Hazret-i Peygamber yanıma girdi elbisesini çıkardı. Biraz durduktan sonra tekrar giyindi. Ortak-larımdan birinin yanına gidecek diye beni bir kıskançlıktır aldı. O dı-şarı çıkınca ben de peşine takıldım. Bakiü’l-Garkad denilen kabristana vardı. Mü’minlere ve şehidlere duâiar etti. Kendi yaptığımdan ken-dim utandım ve «Anam babam sana feda olsun. Sen Rabbinin rızası peşinde bense dünya peşindeyim» diyerek geri döndüm. Biraz sonra Resûlullah da içeri girdi. Benim sık sık nefes alışımın sebebini sordu. Kendisine olup bitenleri anlattım. Buyurdular ki:
«Allah’ın Resulü sana haksızlık edecek diye mi korkuyorsun?». Re-sûl-i Ekrem elbisesini çıkardıktan sonra «Bu gece ibadet yapmama müsaade eder misin?» dedi ben de:
«Anam babam sana feda olsun evet cevabını verdim.» Namaz kümayk başladı. Bir ara secdede o kadar çok kaldı ki endişelendim ve yoklarken elim ayağına dokunmuş olacak ki kımıldadı. Ben de ha-yatta olduğuna kanaat getirerek sevindim. Secdede şöyle dua ediyor-
du: .
” «Ya Allah azabından afvine sığınıyorum gadabından rızana il-tica ediyorum. Senden sana sığınıyorum. Hiçbir senayı senin nefsine karşı olan senana denk saymıyorum». Sabah olunca durumu kendisi-ne haber verdim. «Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Bun-ları bana Cebrail öğretti» buyurdu.
Üçüncüsü: Cenâb-ı Hak bu gecede Benî Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca ümmet-i Muhammed’e rahmet eder.
Dördüncüsü: Mağfiretin husulüdür. Peygamber Efendimiz buyu-ruyor ki:
«Bana Cebrail aleyhisselâm geldi ve dedi ki: Şu Şaban ayının ya-nsı (Berat) gecesi (yok mu?) O gecede Allah için Benî Kelb kabilesi-nin koyunlarının tüyleri sayısınca azâdhlar vardır. Allah bu geçer
müşrike çok buğuzkâr kimseye akrabalık (münasebetin) i kesene büyüklük taslayana ana babasına isyan edene ve şarap düşkünü ay-yaşa (rahmet nazarı ile) bakmaz».
Beşincisi: Bu gece Peygamber Efendimiz’e şefaat selâhiyetinin ta-mamı verildi. Şöyle ki: Peygamber Efendimiz Şaban ayının onücüncü gecesi ümmetine şefaat edebilmek için Allahü Teâlâ’ya niyazda bu-lundu. Kendisine ümmetinin üçte birine şefaat etme selâhiyeti veril-di. Ümmetine son derece düşkün bulunan Resûlullah daha fazla kim-seye şefaat edebilme arzusu ile yanıp tutuşmaktaydı. Ondördüncü ge-ceyi de ibadetle ihya ve Cenab-ı Hakk’a şefaat dileğini tekrar etti. Üm-metinin üçte ikisine şefaat selâhiyeti verildi. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz onbeşinci geceyi de ibadetle geçirdi ve Mevlâ’ya selâhiyetinin genişletilmesi için duada bulundu. Bunun üzerine üm-metinin tamamına şefaat selâhiyeti verildi.
- Bu geceye değer kazandıran hususlardan biri de kıblenin Kudüs istikâmetinden Mescid-i Haram tarafına çevrilmiş olmasıdır
.
İslâmiyetin başlangıcında namazlar Kudüs’e Beytü’l-Makdis’e kar-şı eda edilmekte idi. Resûlullah ceddi Hazret-i İbrahim’in kıblesi bulu-nan Kabe’ye yönelerek namaz kılmak için arzu taşıyor ve vahye inti-zar ediyordu. Bu hâl hicreti takiben on altı ayı aşkın bir zaman böy-le devam etti.
Hicretin ikinci senesi Şaban ayının onbeşinci günü Efendimiz Benî Seleme .yurduna varmıştı. Onların mescidinde öğle namazının farzını kıldırırken kıblenin değiştirilmesiyle ilgili şu âyet-i kerime gel-di:
«Biz yüzünü (vahye intizar ve iştiyakından) çok kere göğe doğru evirip çevirdiğini muhakkak görüyoruz. Şimdi seni her halde hoşnud olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. (Namazda) yüzünü artık Mescid-i Haram tarafına (Kâ’be semtine) çevir ilh…» (4). Peygamber ‘Efendi-miz namaz içinde yönünü kıbleye Kâ’be-i Muazzama tarafına çevirdi ve namazın seri kalan iki rek’atini Mescid-i Haram’a doğru kıldı. Bu mescide MESCÎDÜ’L-KIBLETEYN adı verildi.
(4) Sûre-i Bakara. 114.
Bu gecenin feyzinden istifade edebilmek için kaza ve nafile na-mazlar kılmalı Kur’ân okumalı ve dua etmelidir. Hatalarımıza tev-be edip Hakk’a yönelmeli ve yoksulları sevlndirmelidir
BERAT KANDİLİ
Muhterem Müslümanlar!
Rahmeti gazabını geçen Yüce Rabbimizin hayır ve bereketinin, af ve mağfiretinin yağmur gibi üzerimize yağdığı mübarek gecelerden biri de berat gecesidir. Berat; suçtan, cezadan, hastalıktan kurtulmak, affedilmek manalarına gelir. Berat gecesi, Şaban ayının on dördünü on beşine bağlayan gecedir. Kuran-ı Kerim, levh-i mahfuzdan dünya semasına bu gecede indirilmiştir.
Kuran’la şereflenen bu gecenin kıymetini Peygamber Efendimiz’den dinleyelim: “Şaban’ın ortasında bulunan gecede ibadet ediniz, gündüzünde ise oruç tutunuz. Allah-u Teala, o gece güneşin batmasıyla birlikte dünya semasına tecelli eder ve fecir doğuncaya (yani sabah oluncaya kadar): “Yok mu benden af isteyen onu affedeyim; yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim; yok mu benden başka bir şeyler isteyen ona dilediğini vereyim” der. Bu durum sabaha kadar devam eder”.1
Değerli Müminler!
Hutbemin başında okuduğum ayeti kerimede Cenab- ı Hak şöyle buyuruyor: “Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emirle, her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.”2
Berat gecesi, bağışlanma ve af gecesidir. Bu gecede yapılan ibadetlerin sevabı çoktur.
İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar, bu gece içerisinde meleklere bildirilir. Peygamber Efendimiz, bu geceyi ibadetle geçirmiş ve çokça dua ve istiğfarda bulunmuştur.
Hz. Aişe validemiz, Efendimiz(s.a.s.)’in, bu gece şu duayı bolca yaptığını rivayet etmektedir: “Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum, senden yine sana ilticâ ediyorum. Şanın yücedir. Sana yaptığım senayı, senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana layık bir surette hamd etmekten acizim” .3
Aziz Müminler!
Geçtiğimiz Berat gecesine erişip de, belki ölümü akıllarından bile geçirmeyen birçok insan bugün dünyadan göçüp gitmiştir. Ölüm, herkes için mukadderdir. Hiçbirimizin, bir sene daha yaşayacağına garantisi yoktur. O halde, önümüzdeki çarşambayı perşembeye bağlayan Beraat gecesinin, bizler için birer fırsat olduğunu bilelim. Yüce Rabbimizin her zaman açık olan tövbe kapısına yönelip, bu geceyi gafletle geçirmeyelim. Yakınlarımızı, komşularımızı, yoksulları görüp gözetmeyi unutmayalım. Hutbemi Efendimiz (s.a.s.)’in bir hadisi şerif mealiyle bitirmek istiyorum:
“Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar reddolunmaz. Bunlar; Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaip gecesi; Şaban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesi; Cuma gecesi; Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı geceleridir.”4
Hazırlayan: Ahmet UYSAL
Ankara İl Müftü Yardımcısı
Redaksiyon: İl Müftülüğü Hutbe Komisyonu
Berat Kandilinde neler yapılır, Ehemmiyeti ve Berat Kandili namazı
Berat Kandilinde neler yapılır, Ehemmiyeti ve Berat Kandili namazı
Şaban ayının ondördüncü gününü onbeşinci gününe bağlayan gece.
Bu gece, değişik adlarla da anılmaktadır:
Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle ‘Mübârek’; kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle ‘Beraet’; kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle ‘Rahmet’, geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle ‘Berae veya Sakk’ adı da verilir.
Bu gecenin beş özelliği vardır:
1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.
3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban’ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban’ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban’ın onbeşinci günü verilmiştir.
Anne ve babasını incitenler, büyücüler, başkalarına kin besleyenler içki düşkünleri bu gecenin faziletinden yararlanamazlar.
Bu konuyla ilgili olarak şu hadisler rivayet edilmektedir:
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu geceyi Hz. Âişe validemize tanıtırken şöyle buyurmuştur:
“Bu gece Şaban’ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem’den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz. ” (Buhârî, et-Tergîb ve’t-Terhib, II, 118).
İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Fakat o geceye mahsus belirli bir namaz şekli yoktur. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah’a şöyle dua etmiştir: “Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim. Sen seni senâ ettiğin gibi yticesin. ” (et-Tergib, II, 119, 120).
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bizlere de şöyle buyurmuştur:
“Şaban ayının yarısı (Berâet gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu; onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifaâ dileyen yok mu; ifâ vereyim. ”
“Allah Teâlâ Şaban’ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar. ” (İbn Mace, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38).

